Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home/kkcom/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3
Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home/kkcom/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3 www.karagolkoyu.com
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10257.msg23206#msg23206
AVAREYİM
Şakımıyor, gayri dilim Uzadık ca, uzar yolum Uzanmıyor, yare elim Gurbetel de, viraneyim
Ruhum ayrı, beden ayrı Gelen ayrı, giden ayrı Dertlerimi, diden ayrı Yardan uzak, divaneyim
Gözler görmek, ister yarı Çekilmiyor, gönül zarı Döner mi ki, bilmem geri? Hasretinle, avareyim
Aklım, fikrim, yarda kaldı Gülen yüzüm, gülmez oldu Hayallere, ruhum daldı Göz yaşında, şelaleyim
Gah yanarım, gah donarım Yaz ortası, güz sanarım Tufan esti, ben dönerim Yar yolunda, pervaneyim
Tural der ki, gör ne hal de? Bağrında har, gönlü gül de Beden üryan, ruhu darda Gözü yaşlı, bi çareyim
Duygular Şairi Ömer TURAL]]>
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?action=post;topic=10257.0Thu, 22 Oct 2026 17:54:49 GMThttp://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10257.msg23206#msg23206
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10256.msg23205#msg23205
HABERİN VAR MI ?
Hiç, kendir kesen den, olur mu aslan? Ziyankar fare den, haberin var mı? Çıkarı uğruna, taklalar atan Yenilen nane den, haberin var mı?
Kimisi, haybeci, hazır bekliyor Fırsatcı, pusuda, avı denkliyor Şaşkın haşırdıyor, soysuz cırtlıyor Emekler, zay oldu, haberin var mı?
Cennete giremez, kulun cimrisi Neden cambazların, yüzer gemisi? Faiz, illetlerin, en de kötüsü Tefeci deyyus dan, haberin var mı?
Helal, haram ile, boğaz dan geçmez Cimri biriktirir, lâkin, yiyemez Çakallar paylaşır, amma bilemez Daha yam yamlar dan, haberin var mı?
Ömer tural sakın, bunlar dan olma Fırsatcı soysuzun, yüzüne gülme Nefsine uyup da, ortada kalma Beynamaz gezen den, haberin var mı?
Duygular Şairi Ömer TURAL]]>
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?action=post;topic=10256.0Sun, 18 Oct 2026 18:22:40 GMThttp://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10256.msg23205#msg23205
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10255.msg23204#msg23204
KIYMET BİLMEYENLERİN KÖYÜ İLHAN SAVCI 1938 – 2004 Karagöl’ün Eli Hünerli Ustası
Karagöl köyünün geçmişinde öyle insanlar vardır ki, onların hayatını anlatmak yalnızca bir kişinin hayatını anlatmak değildir.
Onlar aynı zamanda bir dönemin Karagöl’ünü, komşuluğunu, dayanışmasını, emeğini ve insanlığını anlatırlar.
İlhan Savcı da işte böyle insanlardan biriydi.
1938 yılında dünyaya gelen İlhan Usta, 2004 yılında aramızdan ayrıldı.
Karagöl insanının hafızasında ise onu çoğu zaman koltuk değneği ve bastonuyla, fakat asıl olarak çalışan elleri ve üreten zekâsıyla hatırlamak mümkündür.
SACDAN SOBAYA, AĞAÇTAN ÇATIYA
İlhan Usta'nın ustalık hayatı sacdan soba yaparak başladı.
Yaptığı sobalar kullanışlılığı ve sağlamlığıyla köy halkı tarafından aranırdı. Daha sonra kendisine yerde hazırladığı bir tezgâhta kapı, pencere ve çeşitli ağaç işleri yapmaya başladı.
Onun için işin büyüğü küçüğü yoktu.
Elinin değdiği her işte bir ustalık, bir çözüm ve bir emek vardı.
Belden aşağısı sakat olmasına rağmen hayata küsmeyen İlhan Usta, tam tersine hayatın karşısına çıkardığı engelleri kendi becerisiyle aşmaya çalıştı.
İnşaatlarda çatı yaptı.
Yaz aylarında anadut, tırmık ve tırpan sapları hazırladı.
Süt makinelerinin tamiratını yaptı.
Kapı yaptı, pencere yaptı, soba yaptı.
Kısacası onun yaptığı işleri saymak gerçekten de kolay değildi.
On parmağında on hüner vardı.
Bugün bir insanın sahip olduğu imkânlara bakarak yaptığı işi değerlendirmek kolaydır. Fakat İlhan Usta'nın yaşadığı dönemi ve şartları düşündüğümüzde, onun emeğinin değeri daha iyi anlaşılır.
PARALI PARASIZ AYRIMI YAPMADAN
İlhan Usta'nın en önemli özelliklerinden biri de emeğini insanlardan esirgememesiydi.
Parası olanın da olmayanın da işine koşardı.
Yardım isteyen bir komşusunu geri çevirmemeye çalışırdı.
Çünkü onun için ustalık yalnızca para kazanmak değildi.
Ustalık, insanın derdine çare olabilmekti.
Bu yönüyle tam bir Karagöl insanıydı.
Karagöl köylülerinin geçmişten gelen dayanışma, yardımlaşma, acıyı paylaşma ve sevinci birlikte yaşama anlayışı İlhan Usta'nın kişiliğinde kendisini göstermişti.
SADECE USTA DEĞİL, MAHALLESİNİN MÜCADELECİSİ
İlhan Savcı'yı yalnızca yaptığı işlerle anlatmak da eksik kalır.
Siyasi ve toplumsal konulara ilgi duyan, kendisini bu alanlarda yetiştirmiş bir insandı.
Özellikle Kayseri Bahçelievler Mahallesinde yaşanan su sıkıntısına kayıtsız kalmadı.
Mahallenin susuzluk çekmesine, su sorunlarının insanların günlük hayatını zorlaştırmasına seyirci kalmadı.
Mahalle adına, mahalle sakinleri adına mücadele verdi.
Su ve yol sorunlarının çözülmesi için çaba gösterdi.
Ömrü, bütün bu sorunların çözüldüğünü görmeye yetmedi.
Fakat önemli olan bazen sonuca ulaşmak kadar, haksızlığa ve sıkıntıya karşı ses çıkarabilmektir.
İlhan Usta bunu yaptı.
ARDINDAN KALAN
Dört çocuk babasıydı.
2004 yılında aramızdan ayrıldığında geride ailesini, dostlarını, komşularını ve yaptığı işlerle dokunduğu insanların hatıralarını bıraktı.
Bugün onu hatırladığımızda gözümüzün önüne belki bir soba, bir kapı, bir pencere veya elinden geçen başka bir iş gelir.
Belki bastonuyla yürüyen bir usta...
Belki yerdeki tezgâhının başında çalışan bir insan...
Belki de mahallesinin suyu ve yolu için mücadele eden bir Karagöl evladı...
Ama bütün bu görüntülerin arkasında tek bir gerçek vardır:
İlhan Savcı, şartları ne olursa olsun üretmekten ve insanına hizmet etmekten vazgeçmeyen bir ustaydı.
Onun hayatı bize şunu söylüyor:
İnsanın değeri yalnızca sahip olduklarıyla değil, başkalarına kattıklarıyla ölçülür.
İlhan Usta da Karagöl'e ve çevresine kendi alın teriyle, el emeğiyle ve insanlığıyla bir şeyler katmıştır.
Bugün onu yeniden anmak, geçmişin bir insanını hatırlamaktan öte bir anlam taşır.
Bu, emeğe vefa borcudur.
Allah rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.
İLHAN USTA
Bastonuyla yürürdü, eli işte, Engeli vardı ama gönlü güçlüydü. Sacdan soba yaptı, ahşapla uğraştı, Karagöl'de adı İlhan Usta'ydı.
Yerdeki tezgâhı işlik olurdu, Kapılar, pencereler ondan sorulurdu. Elinin değdiği güzelleşirdi, On parmağında on hüner vardı.
Çatıya çıkardı, korkmazdı hiç, Tırmık sapı yaptı, tırpan sapı biç. Süt makinesi bozuldu mu hemen, “Getirin bakalım” derdi, çözüm bulurdu.
Parası olana, olmayana da, Ayrım yapmaz koşardı insanın imdadına. Ustalık yalnızca ekmek parası değil, İnsanlık yakışırdı onun ustalığına.
Karagöl insanı böyleydi eskiden, Acıyı paylaşırdı, sevinci içten. Komşusu dara düşse koşardı hemen, İlhan Usta da o mayadan idi.
Bahçelievler'de su derdi vardı, Mahallenin çilesi gönlünü sardı. “Bu insanlar susuz kalmasın” diye, Ömrünün yettiğince mücadele verdi.
Yol dedi, su dedi, hakkını aradı, Mahallesinin derdi derdiyle vardı. Sonuca yetişmedi ömrünün çağı, Fakat ardında kaldı mücadele bayrağı.
Dört evlat büyüttü, emekle, alınla, Yaşadı hayatı kendi aklıyla. Bugün onu anan her güzel insanla, İlhan Usta yeniden yaşar gönülde.
Bastonun kaldı belki hatıra, Tezgâhın kaldı, yaptığın soba, Bir de insanlara ettiğin vefa, İşte asıl miras budur dünyada.
Karagöl toprağı seni unutmaz, Emek veren insan tarihten silinmez. Usta gider ama yaptığı kaybolmaz, Kıymet Bilmeyenlerin Köyü...
Ömer TURAL Duyguların Şairi
Karagöllü TURAL Araştırmacı Yazar ve Şair]]>
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?action=post;topic=10255.0Sun, 18 Oct 2026 18:16:26 GMThttp://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10255.msg23204#msg23204
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10254.msg23203#msg23203
ARİF KARAKAŞ Bir baba dostunun unutulmayan öğüdü
Karagöl’de Köselili Arif Ağ olarak tanınan Arif Karakaş, bizim ailemizin de yakından tanıdığı, rahmetli babamın dostlarından biriydi. Onu yalnızca kendi işiyle uğraşan biri olarak değil, ihtiyaç duyana yardım etmeyi kendine görev edinmiş, insanların derdine koşan, elinden geldiğince herkese destek olmaya çalışan değerli bir büyüğümüz olarak hatırlıyorum. Arif amca, köyümüzde yardıma ihtiyaç duyan birisi olduğunda imkânları ölçüsünde yardımına koşardı. İnsanların sıkıntılarını önemser, bildiği işi ve tecrübesiyle elinden geleni yapardı. Bizim ailemizle de babamın dostluğu dolayısıyla yakınlığı vardı. Bu nedenle onun yeri bende yalnızca bir köylü büyüğü olarak değil, aynı zamanda babamın hatırasını da yaşatan bir insan olarak ayrıdır. Yıl 1972… Rahmetli babamı yeni kaybetmiştik. Evimizde hem babamın yokluğunun acısı hem de hayatın devam eden sorumlulukları vardı. Bir gün ineğimizin memesi şişmişti. Her zamanki gibi, hayvanın durumuna bakması ve yardımcı olması için Arif amcaya koştum. Geldi, ineğin memesini kontrol etti. İşini yaparken ellerini yıkaması için ona su ve havlu getirdim. Deterjan olarak da o günlerde kullandığımız Tursil’i uzattım. Fakat Tursil’i Arif amcanın eline biraz fazla dökmüştüm. Bana dönerek şöyle dedi: “Oğlum, daha babanın ekmeğini hazırını yiyorsun.” Bu söz, o yaşta içime işledi. Bir anda yüreğimde bir sızı hissettim. Arif amca bu sözü neden söylemişti? Belki de bana tükettiğimiz her şeyin bir emek karşılığı olduğunu, israfın doğru olmadığını anlatmak istiyordu. Babamı daha yeni kaybetmiş bir çocuk olarak o sözün ağırlığını hissettim. O gün belki de tam anlamıyla kavrayamadığım bu öğüt, zaman geçtikçe hayatımın unutulmaz derslerinden biri hâline geldi. O günden sonra nerede bir israf görsem Arif amcanın sesi kulaklarımda çınladı. Bir avuç deterjanın, bir lokma ekmeğin, bir damla suyun bile arkasında emek, alın teri ve hayat mücadelesi olduğunu daha iyi anladım. İnsan bazen uzun uzun anlatılan nasihatlerden değil, doğru zamanda söylenmiş tek bir cümleden çok şey öğrenir. Arif amcanın sözü de benim için öyle oldu. Bugün dönüp geçmişe baktığımda, onun bu davranışını yalnızca bir uyarı olarak görmüyorum. O sözün içinde hayat tecrübesi, tutumluluk ve genç bir insana yol gösterme isteği vardı. Bizler de zaman zaman gençlerimize böyle öğütler vermeliyiz. Ancak bunu yaparken sözümüzün kırmadan, incitmeden ve yol göstererek söylenmesine dikkat etmeliyiz. Çünkü büyüklerin yaşanmışlıklardan süzülen sözleri, gençlerin hayatında kalıcı izler bırakabilir. Arif Karakaş, benim gözümde gerçekten kıymetli bir büyüğümüzdü. Rahmetli babamın dostu olması, herkese yardım etmeye çalışması ve bana ömrüm boyunca unutamayacağım bir ders vermesi, onu hatıralarımda özel bir yere taşıdı. Aradan yıllar geçse de 1972 yılında yaşadığım o küçük olay hâlâ hafızamda canlılığını koruyor. Doğru birdir hocam; insanın emekten, alın terinden ve israftan uzak durmaktan yana olması gerekir. Hayatın içinde öğrendiğimiz bu değerleri bizden sonraki kuşaklara aktarmak da hepimizin sorumluluğudur. Arif amca, seni rahmetle ve minnetle anıyorum. Rahmetli babamın dostu, bizim de değerli büyüğümüzdün. İyiliğin, yardımseverliğin ve yıllar geçse de unutulmayan öğüdün hatıramda yaşamaya devam edecek. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Ömer TURAL Duyguların Şairi]]>
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?action=post;topic=10254.0Sun, 18 Oct 2026 17:21:31 GMThttp://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10254.msg23203#msg23203
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10253.msg23202#msg23202
Aklımıza, ilim ve hikmet; Fikrimize, feraset ve basiret; Bedenimize, sıhhat ve afiyet; Ruhumuza da, tekamül ve metanet ihsan eyle. Selâm ve dua ile. Hayırlı Cumalar..!]]>
http://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?action=post;topic=10253.0Fri, 16 Oct 2026 19:08:30 GMThttp://www.karagolkoyu.com/forum/index.php?topic=10253.msg23202#msg23202